Salı, Haziran 20, 2006

Bazen yalnız hissederiz ama mutluyuzdur...

Günün Hikayesi

Bunaltıcı, çok bunaltıcı bir hava vardı. Otobüsün içi kalabalık ve kötü kokuyor, onu çok rahatsız ediyordu. İşin kötü tarafı işten geç çıkmış yorgun olmasına rağmen biran önce evine gitmek istiyordu fakat şoför ona inat edermiş gibi bütün duraklarda durmaya devam ediyordu. Bir eliyle tutunduğu demiri iyice kavrayarak olduğu yerde hareket etmeye çalıştı, bir sağ bir sol ayağına yükleniyordu ama artık gücü kalmamıştı. Önündeki kapı açıldı. Arkadan aceleyle inmeye çalışan yaşlı teyzeye baktı. Sinir edici derecede şişman bir o kadarda umursamaz tavırlarla inmeye çalışıyordu. Tekrar hareket etti otobüs. Gözünü sabit bir noktaya dikerek düşünmeye başladı, aslında eve giderek iyi mi kötü mü yaptığını düşündü. Yemek bile yoktu, ayrıca cumartesi gününü yalnız geçirecek büyük ihtimalle geç saatlere kadar televizyon izleyerek vaktini öldürdükten sonra uyuyakalacaktı. Ertesi gün çok geç kalkacağı için tek izin günü de harcamış olacaktı. Ani bir frenle irkildi tüm yolcular ileri geri salınırken camda yüzüne baktı. Sanki pazartesi sabahı olmuş ve yüzüne o iğrenç ifadeyi takınarak işe gidiyordu, şimdiden pişmanlık duymaya başlamıştı bile daha gelmeyen iş günü için. Durakta otobüsün kapısında biriken kalabalığa bakarak içerde olduğu için şanslı mı yoksa inemediği için korkak mı olduğunu geçirdi içinden. Tam otobüs hareket ederken binemeyen bir kız otobüsün kapısına vuruyor bir yandan da anlaşılmayan bir şeyler söylüyordu. Kendi kendine güldü ve o an göz göze geldiler, güldü; güldüler...
Tüm o sinirine rağmen gülebildiğine inanamıyordu. Bu onu almayan üçüncü otobüstü ve şimdiden zaten yemeğe geç kalmıştı bile. Artık karnının açlığını unutmuş siniri her şeyi bastırmış ve şoföre küfredip kapıyı tekmelerken ,şimdi sırıtıyordu. Durakta tek başına kalmıştı ama gülüyordu işte elinde değildi, sinirleri bozulmuştu. İçerdeki adamı düşündü, sağındaki öğrenci yığınından kurtulmak için sola doğru eğilmiş soldaki demir neredeyse burnuna çarpacak kadar yaklaşmıştı ve ceketinin içinde kan ter içinde kaldığı belli oluyordu. Çantasından sigara paketini çıkardı ,normalde dışarıda sigara içmemesine rağmen bir sigara yaktı ve düşünmeye başladı. Açlığını hissetmiyordu artık. Söz verdiği gibi arkadaşlarının yanında olmak istiyordu. Beraber yemek yiyecekler sonra bir iki kadeh içip muhabbet edeceklerdi. Alt tarafı üç dört saatlik bir görüşme, ama onun için bütün hafta beklemişti. Bütün hafta iş yerindeki saçma sapan muhabbetlere mecburen katılmış, üstüne üstlük bi yandan da diğer kızlar onunla gereksiz bir rekabet içinde oldukları için onların kaprisleriyle uğraşmak zorunda kalmıştı. Dişlerini sıktığını fark etti , kendini biraz rahatlatarak sigarasını içmeye devam etti. Başını kaldırıp etrafına bakındı, apartmanlar.. Çoğu boş gibiydi büyük ihtimalle çoğu henüz evine varamamıştır diye düşündü içinden. Sonra bi adamın balkondan sarkmış sigara içerken onu izlediğini gördü. Aniden önündeki gürültülü kapı sesiyle irkildi. Otobüs şoförüyle göz göze geldiklerinde nerde olduğunu ne beklediğini tamamen unutmuş gibiydi. Sigarayı kaldırıma fırlatarak hemen otobüse bindi...
Hala yerde ince ince dumanlar tüttüren sigara izmaritini seçmeye çalışırken gözlerini iyice kısmıştı. Ev durağa yakındı ama dördüncü kattan yine de net göremiyordu. Deminden beri heyecanla izlediği film bitmiş gibi olduğu yerde huysuz huysuz kıpırdandı. Eline baktı sigarası bitmek üzereydi. Karşıdaki durağa tekrar baktı, etrafta kimse kalmamıştı, hava kararmaya, sokak lambaları cılız ışıklarını göstermeye başladı. Sigarayı iki parmağının arasında iyice sıktı ve durağa doğru fırlattı. Gidişini seyrettikten sonra yaptığından utanan yaramaz bir çocuk gibi balkondan içeri koştu. Sonra perdenin arkasından bir süre daha bakmaya devam etti. Sonra perdeleri kapattı ve bir süre karanlıkta oturdu. Berbat bir gün geçirmişti. Bütün hafta iş aramış bu gün de erkenden kalkarak bütün gazetelerden birer tane alarak iş ilanlarını taramış insan kaynakları eklerini okumuş ve hepsini bir kenara fırlatarak televizyon izlemeye başlamıştı. Bütün günü o moral bozukluğu içinde nasıl harcadığını düşünerek tekrar pişmanlık duydu. Sırtüstü kanepe uzandı esnemeye başladı. Eski kanepe gıcırdadıkça iyice ağırlaştığın hantallaştığını daha da kötüsü yaşlandığını düşündü. Gözlerini kapadı uyuyarak huzur bulmak istedi. Ama zil çaldı ve panikle yerinden fırladı, kapıya koşarken yerdeki dünden kalma çaybardağını devirdi. Ama umursamadı birinin kapısını çalması ,birinin gelebilme ihtimali çok hoşuna gitmişti. Holün ışığını yaktı ve kapının deliğinden baktı. Lanet olası kapıcının bu saatlerde çöp almaya geldiğini tamamen unutmuştu. Mutfağa gidip çöpleri yığdığı torbayı aldı bir yandan ağzını bağlıyor bir yandan içinden küfür ediyordu. Tekrar kapı deliğinden baktı, kapıcı karşı komşusuyla konuşuyor kafasını sağa sola sallayarak anlayamadığı bir şeyler homurdanıyordu. En sonunda komşusu kapıyı kapattığında kapıyı açtı ve elindeki poşedi adamın eline verir vermez kapıyı yüzüne kapattı. Sonra deminki yaramaz çocuk edasıyla balkona kaçtı gülerek...
Kapı deliğinden komşusunun, kapıcının yüzüne kapıyı çarpmasını izlerken bir yandan gülüyor bir yandan da seviniyordu. Adama saatlerce aidatın bi kaç gün gecikeceğini, bu ay biraz sıkışık olduğunu anlatmaya çalışmış ama adamın defalarca aynı şeyi tekrarlayarak anlayışı kıt tavırlarıyla onu sinir edişine tek kelime edememişti. Oysa şimdi komşusu ,adamın yüzüne kapıyı çarparak sanki intikamını almıştı. Sonra suratı asıldı, parası olsa o da kapıyı çarpabilirdi belki, hatta daha kötü bile davranabilirdi. Ama bir kaç aydır parasızlıktan mahfolmuştu. İşleri batma aşamasına kadar gelmiş bütün ortakları ona sırt çevirmiş ve tek başına borç içinde kalmıştı. Başını kaşıyarak mutfağa doru gitti. Orta büyüklükte bir cezveye su doldurdu. Onun kaynamasını beklerken en sevdiği fincanına sade neskafe koydu ve iki küp şeker attı. Suyun başında beklerken cezvenin altından çıkan mavi küçük alevlerin cezvenin etrafını sarışını, cezvenin dibinde küçük küçük baloncuklar oluşmasını seyretti. Acı kokan kahvesini eline alarak mavi neon ışığı saçan bilgisayarının başına oturdu. Boş bir metin sayfası açıktı önünde. Ve sayfanın altında "Yardım için F1 tuşuna basınız" yazıyordu. Gülümsedi, bir sigara yaktı. Neskafesinden bir yudum aldı. Bomboş sayfaya tekrar daldı ve tekrar yazı aşağıda gözüne çarptı. Güldü ve F1'e bastı..